19 Şubat 2010 Cuma

ORGANİK TARIMDA STAJ YAPILACAK YERLER

Organik Tarım alında, öğrenim görmekte olan bir çok öğrencinin staj döneminde karşılaştıkları sıkıntılardan birisi de mesleğimde kendimi hem teorik hemde pratik olarak geliştire bileceğim bir staj yeri nasıl bulabilirim sorunudur. Bu alanda staj yapmak isteyen arkadaslara yardımcı olamsı amacıyla aşağıda kendilerini pratik ve teorik olarak staj yapacakrı yerler hakıda tavsiyelde buluncağım. Yardımcı olması ümidiyle....



Staj yapılacak yerler;

İyi Tarım Desteği Müracatları Sürüyor

Tarım İl Müdürlüğü Düzce’de İyi Tarım Uygulamaları Desteği’nden yararlanmak isteyen çiftçilerin 12 Mart’a kadar müracaat edeceklerini bildirdi. Tarım İl Müdürlüğünden konuyla ilgili olarak yapılan açıklamada, Organik Tarım Bilgi Sistemine kayıtlı çiftçilere dekar başına 20 lira, meyve, sebze ürünlerinde veya örtü altında iyi tarım uygulamalarında başarılı olan çiftçilere de dekar başına 80 lira destekleme ödemesi yapılacağı ifade edildi.İyi Tarım Uygulamaları Desteğinden yararlanmak isteyen çiftçilerin 12 Mart Cuma günü mesai saati bitimine kadar İl Tarım Müdürlüğü ve İlçe Tarım Müdürlüklerine başvurabilecekleri ifade edildi.

Kaynak:http://www.duzcedamla.com/index.php?option=com_content&view=article&id=1047:yi-tarm-destei-mueracatlar-suerueyor&catid=50:genel&Itemid=74

ORGANİK TARIM BAŞVURULARI 12 NİSAN'DA SONA ERECEK

Malatya'da çiftçilerin organik tarım için 12 Nisan'a kadar il ve ilçe Tarım Müdürlükleri'ne başvuruda bulunması gerektiği bildirildi. Malatya Tarım İl Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, "Organik tarım destekleme ödemelerinden faydalanmak isteyen organik tarım yapan üreticilerin 12 Nisan 2010 günü mesai bitimine kadar çiftçi kayıt sistemine kayıtlı oldukları il ve ilçe müdürlüklerine müracaat etmeleri gerekmektedir. Başvuruların kabulünde çiftçilerin hem 2010 üretim sezonunda çiftçi kayıt sistemine kayıtlı olmaları hem de 31 Aralık 2008 tarihi itibariyle organik tarım bilgi sistemine kayıtlı olmaları ve 2010 yılında da kayıtlarının devam ediyor olması gerekmektedir" denildi.


Kaynak:http://www.haberflash.com/haber12106.html

Çilimli Organik Tarım İle Gelişecek

Çilimli Kaymakamı Ahmet Başer, organik tarımın ilçeye önemli katkılar sağlayacağını söyledi. Çilimli’nin tarımsal anlamda verimli topraklara sahip olduğunu vurgulayan Başer, uzun vadede organik tarıma yönelik yapılacak çalışmaların ilçenin gelişimine yardımcı olacağını belirtti.
Başer fındıkla geçimini sağlayan ilçe halkının sıkıntılı bir dönem yaşadığını dile getirerek “Çilimli tarımsal anlamda verimli topraklara sahip. Son dönemlerde fındıktan kaynaklanan sıkıntılar var. Vatandaş daha önceki yıllarda fındığın verimine binayen fındık ekimine ağırlık vermiş. Şimdi fındıktan beklenen verim alamayınca sıkıntılar yaşanmaya başladı” dedi.Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın İlçe Tarım Müdürlüğü ile yürüttüğü ortak çalışma kapsamında ihtiyaç sahibi vatandaşlara büyükbaş hayvan dağıtıldığını ifade eden Başer şöyle konuştu: “Sosyal Yardımlaşma ve Tarım Müdürlüğünün ortaklaşa yürüttüğü bazı çalışmalar var. Tarımsal Destekleme Hayvancılık projesi kapsamında 24 aileye 72 baş hayvan dağıttık.”Devamı 4. sayfadaAhmet Başer organik tarımın ilçeye önemli katkılar sağlayacağını kaydederek “Organik tarım ile ilgili çalışmalar var. Organik çilek üretimi var. Yine organik şeker kamışı üretimi var. Organik tarım derneğimiz kuruldu. Uzun vadede organik tarıma yönelik çalışmalar başarılı olursa hem Çilimli’nin geleceği hem de bölgenen organik tarım ihtiyacının karşılanması açısından önemli bir adım atılmış olacak” diye konuştu.

17 Şubat 2010 Çarşamba

16 Şubat 2010 Salı

IV. ORGANİK TARIM SEMPOZYUMU


Avrupa Birliği'nin Yeni Organik Tarım Logosu


Avrupa Komisyonu Tarım ve Kırsal Kalkınma Genel Müdürlüğü'nün Avrupa Birliği'nin yeni organik tarım logosunu seçmek için düzenlediği yarışma tamamlandı. Yarışmanın son aşamasında ön elemeyi geçen üç logo internette oylamaya sunulmuştu. Toplam 129.493 oy kullanılmış. En çok oyu alan logo yeşil arkaplan önünde AB'nin 12 yıldızından oluşan bir yaprak.

Yeni logo Temmuz 2010'dan itibaren AB genelinde tüm ambalajlı organik ürünlerin üzerinde yerini alacak.

7'den 70'e Organik Tarım


Organik Tarımla İlgili Web Siteleri


SİTE ADRESİ: http://www.soel.de/

Organik Tarım Köylüsü Taşocağını Kapattırdı

Urla Nohutalan Köylülerinin, organik sertifikalı zeytinlerin yakınında taşocağı işletmek isteyen firmaya karşı hukuk mücadelesi zaferle sonuçlandı. Mahkeme, şirketin ruhsatını iptal etti.

Geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayan, kavunu ve son yıllarda artan organik tarım alanları ile ünlü, 150 nüfuslu, Nohutalan köylüleri köyün yerleştiği tepeye Mostar Maden Pazarlama Şirketi tarafından “Kalker ocağı ve kırma-eleme tesisi” adı altında kurulmak istenilen taş ocağına karşı 2008 Mayıs ayında başlattığı hukuk mücadelesini kazandı. Köyün suyunu sağlayan altı kuyunun ortasında, organik sertifikalı zeytin ağaçlarına 75 metre, evlere 200 metre, köyde bulunan tarihi kiliseye 150 metre uzaklıktaki taş ocağına verilen ruhsata karşı önce mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı alan köylüler, şimdi de İzmir İl Özel İdaresi’nin verdiği 2. sınıf işyeri açma ve çalıştırma ruhsatını iptal ettirdi. Mahkeme, ruhsatı mevzuata uygun bulmadı.‘Amaç doğayı korumak’Davacılardan, köyde organik tarım sertifikalı 300 dönüm arazisi ve 6 bin organik sertifikalı zeytin ağacı bulunan Doç. Dr. Levent Köstem, amaçlarının doğayı korumak olduğunu söyledi. Urla, Çeşme ve Karaburun üçgeninin çok özel bir bölge olduğunu dile getiren Köstem, “Burası çok nadir, çok farklı bir bölge, taş ocakları için heba edilecek bir alan değil. Urla, Çeşme ve Karaburun taş ocaklarından arındırılmalı.” dedi.

Kaynak:http://www.milliyet.com.tr

Sağlıklı Bir Yaşam İçin Organik Düşün


Kaynak:http://www.grafikerler.net

Organik Beslenme


Kaynak:http://images.google.com.tr

Karpaz Eko Turizm

Karpaz Eko Turizm Birliği, İstanbul'da yer alan Uluslararası Doğu Akdeniz Turizm Fuarı'nda (EMITT) Karpaz yarımadasındaki eko turizm olanaklarını tanıttı.Karpaz Eko Turizm Birliği tarafından yapılan yazılı açıklamada, 11 - 14 Şubat günlerinde yer alan fuarda Turizm, Çevre ve Kültür Bakanlığı tarafından birliğe tahsis edilen tanıtım masasında Karpaz yarımadasındaki eko turizm olanaklarını içeren tanıtım kitleri verildi. Eko turizme ilgi duyan ve tatillerinde sakin yerler arayan kesimlerin ilgisini çekmek amacıyla tanıtım masası harnup ve zeytin dalları ile süslendi.Açıklamaya göre birlik başkanı Yusuf Duman, bölge tanıtımlarının Türkiye ve diğer ülkelerde ağırlık verildiğini gözlemlediklerini, bu düşünceyle Karpaz Eko Turizm Birliği'nin de Karpaz'ı tanıtarak bu trendi yakalamayı amaçladığını kaydetti. Kurumsal açıdan daha yolun başında olduklarını belirten Duman, Karpaz'ı turistik bir marka yapmayı hedeflediklerini belirtti.

Büyükkonuk Eko-turizm Derneği KÖY PAZARI`nın İlkini Gerçekleştiriliyor

Büyükkonuk Eko-turizm Derneği tarafından her Pazar günü düzenlenecek olan KÖY PAZARI`nın ilki 7 Şubat Pazar günü gerçekleştiriliyor. ‘KÖY PAZARI’ etkinliği her Pazar saat11.00’den itibaren gün boyunca ziyaretçilere açık olacak.
Büyükkonuk Yedikonuk yolu üzerinde, Delcraft karşısında kurulacak olan köy pazarında; ekmek, tatlı tuzlu hamur işleri, fırın kebabı, el makarnası gibi ev yapımı ürünlerin yanında taze sebzeler, köy yumurtası hatta canlı tavuk, tavşan da satışa sunulacak.
Eko-turizm ile köy hayatını, kültür ve geleneklerini yaşatma misyonundaki Büyükkonuk Eko-turizm Derneği, KÖY PAZARI`nda alışveriş yaparak köy hayatının desteklenmesi için halkımızın pazar günleri Büyükkonuk’a davet ediyor.
Etkinlikle ilgili daha geniş bilgi için aranabilecek numaralar:
Lois Cemal - 0533-850 5758
Serif Demirli - 0542-854 4900
Duriye Kobat - 0542-880 1122

Organik Tarımda ‘Yarımada’ Atağı

Büyükşehir Belediyesi, geleceğe yatırım yapıyor. Seferihisar ve Urla’da organik tarımla, 23 çeşit sebze -meyve üretilecek, yılda 350-400 ton ürün kaldırılacak
...
Bir süre önce, “Sosyo-ekonomik kalkınma için sürdürülebilir bir örnek: Yarımada’da organik tarım” adlı projeyi başlatan Büyükşehir Belediyesi, çalışmaları İZKA Sosyal Kalkınma Mali Destek Programı çerçevesinde; Tarım İl Müdürlüğü, Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO) ve Ege Üniversitesi işbirliğiyle yürütüyor. Bugüne dek; Seferihisar’ın Turgut, Ulamış, Orhanlı ve merkezdeki köyleriyle Urla’nın Yağcılar, Özbek, Kalabak, Kuşçular, Zeytinler, Nohutalanı, Kadıovacık, Bademler, Ovacık ve Yenice köylerinde, 57 üretici organik tarıma geçti. Sayının, artması bekleniyor.Köylerimiz kalkınacakTeknik destek vermenin yanı sıra her an üreticinin yanında olan Büyükşehir, ‘organik sebze tohumu’ dağıtımına, Seferihisar’ın Orhanlı Köyü’nden başladı. Belediye bünyesindeki Organik Tarım Birimi yetkililerinin yanı sıra Orhanlı Muhtarı Mehmet Şükrü Ener, Köy-Koop Birliği Başkanı ve Orhanlı Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Muhittin Akbulut da organik tarımın yaygınlaşmasının yerel kalkınma açısından önemini vurguladı. Akbulut, “Organik tarım yaygınlaşır ve alıcıya rahat ulaşırsak, çocuklarımız da bu işe devam eder. İstihdamla birlikte köyler de boşalmaz” dedi. Proje kapsamında, Seferihisar’da ve Urla’da 175 dekarda; kabak, barbunya, fasulye, kavun, kereviz, biber gibi 23 çeşit organik sebze üretilecek. Böylece 350-400 ton organik ürün elde edilmesi hedefleniyor.

Organik Tavukçu Togo'da Ananas Üretecek

Samsun Bafra'daki çiftliğinde ilk organik tavuğu üreten eski milletvekili Ahmet Aydın, yeni yatırımlar için kolları sıvadı. Organik süt ve kırmızı et de üretecek olan Aydın, Afrika'da da tarım yapacak.

Halasının İstanbul'dan gönderdiği bir kitapçık sayesinde 14 yaşındayken tavukçuluğa merak saran Ahmet Aydın, Türkiye'nin tek organik tavuk üreticisi oldu. Pekin ördeği de üreten ve pazar liderliğini elinde tutan Yeşil Küre Organik Ürünler Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Aydın, önümüzdeki günlerde organik süt ve kırmızı et markasıyla da büyük marketlerin raflarında yer almak üzere kolları sıvadı. Aynı zamanda TUSKON üyesi ve Bafra Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı olan Ahmet Aydın, Bafra'daki çiftliğinde sorularımızı yanıtladı:

Çok büyük bir alanda entegre olarak çalışıyorsunuz. Samsun Bafra'da tavuk üretmek nereden aklınıza geldi?

Herşey İstanbul'da oturan halamın bir gazetenin verdiği kitapçığı bana göndermesiyle başladı. Kitapçık, tavukçuluk sektörüyle ilgiliydi. Ben 14 yaşımda olmama rağmen bu sektöre ilgi duymaya başladım. 1977 yılına geldiğimizde yumurta tavukçuluğunun temelini atmıştık. 4 bin yumurta tavuğu ile işe başladık. 2 yumurtayla 1 kg yem alıyorduk. Şimdi 4 yumurtayla ancak 1 kg yem alınabiliyor. O zaman pazar iyiydi. 1987 yılına kadar 40 bin tavuğumuz oldu. Sonra et tavukçuluğuna başlayalım dedik. Bir grup arkadaşla bir şirket kurduk ve Samsun-Sivas il sınırında et tavukçuluğu tesisimizi kurduk. 3 yıl sonra orayı ortaklara devrettim. Bir süre sonra şu anda bulunduğumuz alanı satın aldım, yola kendi başımıza devam etmeye başladık. 1993 yılında da kesim başladı.

• Neler yapıyorsunuz burada?

Şu anda 45 bin metrekare alanda faaliyet gösteriyoruz. Organik yumurta tavukçuluğunu başlattık. Türkiye pazarının yüzde 35-40'ı bizim elimizde. Bir bölümünde Pekin ördeği üretiyoruz ve yine Türkiye'deki ilk organik et tavuğunu oluşturduk. Yem fabrikası ve kesimhanemiz de yine burada. Dağıtım şirketimizin markası olan Orbital ile büyük zincir marketlerde varız. Daha sonra iki markayla daha varolmayı planlıyoruz. Yılda 7 milyon yumurta üretiyoruz ama gerekirse kapasitemizi 20 milyona kadar çıkabiliriz. Bir de Pekin ördeği üretimimiz var. Bunlardan 200 bin civciv elde ederiz yılda. Bu da 500 ton ördek yapar. • Yumurta ve tavukçuluk sektörü zor. Bir çok firma da zamanında çekilmek zorunda kaldı. Öyle tabi. Mesela Mudurnu gibi dev bir marka vardı. Yok oldu gitti. Başka markalar geldi, yürümedi. Devamlılığı zor bir iş kolu bu. Zaman içerisinde Türkiye'nin büyük ve ünlü grupları bu işe girmeye çalıştı ama yapamadılar. Sadece para yetmiyor ki işi bileceksin, tecrübe olacak, hassas bir çizgi var bu işte.

• İhracat...

1995-2000 yıllarında Türkiye'de en çok tavuk ihracatı yapan firma bizdik. Tacikistan, Kırgızistan, Kazakistan'a veriyorduk. Siyasete girince oralardaki şirketi devrettik. 2006 yılındaki kuş gribi salgınında tüm meslektaşlarımız gibi biz de çok ciddi zarar ettik. O günden sonra da ihracata çok sıcak bakmadık.

Bundan sonraki projeleriniz, yatırım hedefleriniz neler?

Süt hayvancılığı işimiz de var bizim, 300 başlık. Buradan organik süt hayvancılığına kaymayı düşünüyoruz. Organik et de yapacağız. Başta İstanbul olmak üzere büyük marketlerde yer alacağız. Bizim zaten süt peynir tesisimiz var, bunu organiğe çevireceğiz. Yeşil Küre ya da Ay-Pi markasıyla 6 ay sonra marketlerde yer almış olmayı planlıyoruz. Bunun bize maliyeti çok olmayacak, sadece süt tesisimizi çiftliğin olduğu yere taşıyabiliriz. Günlük 4 ton süt ve elde edilecek ürünler üretilecek. 25 ton kadar da kırmızı et üreceğiz. Organik bir bütünlük arz ediyor. Üretimimizin tamamı organik olacak.

Yeniden yurtdışına çıkmayı düşünmüyor musunuz?

Geçen yıl Tanzanya ve Kenya'ya gittik. Bundan sonra Orta Afrika'ya gitmeyi planlıyoruz. Kongo, Uganda hedefimizde. Orada üretip satacağız. Kongo geleceğin Brezilyası gibi olacak. Şu anda pazar çok bakir orada. Ekvator kuşağında, Kongo nehri ve havzası var. Verimli bir bölge açıkçası. Geniş bir arazide tarım yapmak istiyorum. Dünyada pazarı olan muz, ananas gibi ürünlere ağırlık vermek istiyorum. Gidince göreceğiz. İç piyasanın ihtiyacını karşıladıktan sonra oradan ihracat yapmayı planlıyoruz. - Peki sıkıntılarınız neler, hükümete iletmek istediğiniz bir mesaj var mı? Aslına bakarsanız sorunlar ortak. Bankalar üreticiyi ciddi sıkıntıya düşürüyor. Mesela bizim bir devlet bankasıyla sıkıntımız var. Krizde 700 bin lira kredi almıştık. Buna 5 milyon lira faiz istiyor. Doğuda 20 milyon liralık yatırım yapana 10 milyon vereceğim diyor. Yüzde 50 teşvik var. Biz de diyoruz ki “fahiş faizi sil diyoruz. 2001 krizinde bu krediyi kullandık. Dünyanın neresinde olursa olsun bu kadar faiz olmaz. Bugüne kadar 1.5 milyon TL ödedik zaten. Anlaşmaya çalışıyoruz ama bir türlü yanaşmıyorlar. Ayakta kalamayan bir çok firma kredi batağı yüzünden iflas etti. Biz ayakta kalmayı başardık. Şimdi devlete diyoruz ki; makul bir yerde anlaşalım, belimizi bükmeyin ki biz de yatırım yapalım, istihdam sağlayalım. Ördek, yatak fiyatını artırıyor Ürettiğimiz Pekin ördeklerini öncelikle Çin restoranlarına, lüks otellere ve tatil köylerine satıyoruz. Ördek lüks tüketim olarak görülüyor, çok da üreticisi yok zaten. Biz pazar lideriyiz. İşletmeci menüsüne ördek eti koyduğunda otelin yatak fiyatı 2 Euro kadar artıyormuş. 'Meclis gergin kavgalar normal' 1999 yılında milletvekili seçildim. Ancak bir daha siyasete girmeyi düşünmüyorum. Bu işin bana göre olmadığını anladım. Siyaseti sevmedim, insanın özel hayatı filan kalmıyor. Kendinden çok şey vermek gerekiyor. Üstelik işlerim de siyasete girince bozulmuştu. Çünkü şirkette tam kurumsallaşamadan bu işlerin içine girmiştim ve ciddi mesai gerektiriyordu. SİYASET DEFTERİNİ KAPATTIM 2001 yılında kriz patladı ve bayağı bir sıkıntı yaşadık. Siyasetten ayrılınca işin başına tekrar geçtim ve o günden beri devam ediyoruz. Siyaset defterini kapattım. Meclis'teki gerilime gelince, tansiyon yüksek. Hele şimdi seçim de yaklaşıyor. Onlar kameraya yansıyanlar, bir de kamera arkası var. Her zaman tartışmalar olur. Kamuoyuna yansıyan görüntüleri de bu şartlarda normal karşılamak lazım. 'Bankaların dağıttığı krediler korkutuyor' Sorunlar bazında iş Ankara'ya kaldı mı takılıp kalıyoruz. Orada bir sıkıntı var. ABD, 1 ton tavuk eti ihracatına 500 dolar destek veriyor biz de 30 dolar destek var. Şu son zamanda çok büyük krediler veriyorlar, bunu kredi değil ihracat desteği şeklinde verseler çok daha doğru bir adım atılmış olur. Kredi furyası beni korkutuyor. Çünkü işi bilmeyen bir çok kişi bu işe girecek, arz yükselecek ve büyük sıkıntı yaratacak. Bilmeyenler kapatacak. İşi bilen ihracatını yapan desteklenmeli, sektöre gireni desteklersen bunlar iki yıla kalmaz batar, mevcut tesisler de zarar görür. 2006-2008 yıllarında olduğu gibi büyük zararlar olur. Türkiye'nin ödemeler dengesi açığı var, bu ona da fayda sağlar. Türkiye'de 1 milyon 250 bin ton tavuk üretimi var, bunların ihracat desteği olursa üretim daha da artar ve dışarı satış artar. Ama içeri desteklenirken dışarıya bir destek verilmezse üretim artar.

Kozmetikte Organik Yatırım

Isparta'da organik gülyağı ve konkreti imal edip dünyanın çeşitli ülkelerine ihraç eden Sebat Gülyağı, Hollandalı 2 müşterisi ile birlikte 600 bin Euro'luk imalathane kurdu.
Keçiborlu İlçesi'ne bağlı Senir Beldesi'nde kurulan 600 bin Euro'luk imalathanede 400 çeşit organik sertifikalı gül ürünü piyasaya sunulacak.'Alia' markalı organik gül ürünlerinde hedefinin İran, Ortadoğu ve Rusya pazarı olduğunu bildirildi.Sebat Gülyağı sahiplerinden Hasan Kınacı, Alia marka organik gül ürünleri imalatı için Hollanda'lı kozmetik alanında faaliyet gösteren Geur Werkt ile Natucos isimli firmalarla ortak olduklarını bildirdi.Senir'de kurulan organik gül ürünleri imalathane için 600 bin Euro'luk yatırım yapıldığını belirten Kınacı, 400 çeşit gül ürünü ile piyasaya gireceklerini açıkladı. Bu ürünlerin tamamının organik sertifikalı ürünler olacağının altını çizen Kınacı, "Kozmetik sektöründe organik gül ürünleri ile piyasaya giriyoruz. Bu konuda iddialıyız. Türkiye çok büyük bir pazar. Ancak biz İran, Ortadoğu ve Rusya pazarını da çok önemsiyoruz" dedi.

Dünyanın İlk Organik iPhone Kılıfı Türkiye'de


Dünyada bir ilk olan Bioserie ürün ailesi, tüm dünyada ilk defa Türk tüketicisinin beğenisine sunuluyor

Teknolojiyi takip ederken doğanın muhteşem dengesini koruyan, duyarlı ve zevk sahibi tüketiciler için tasarlanan dünyanın ilk organik iPhone kılıfı şimdi Türkiye’de. Teknolojinin keyfini sürmek adına doğayı yok etmek gerekmediğini vurgulayan Bioserie, teknoloji harikası iPhone’larınızı organik koruma altına alıyor. Bioserie’nin biyolojik olarak ayrışabilen ve % 100 çevre dostu iPhone kılıfları yenilenebilir doğal kaynaklardan ve bitkilerin karışımından üretiliyor. Tüm ürünler, Bioserie’nin materyal geliştirme ortağı Nature Works LLC lisansı ile, en az %90 oranında PLA biyopolimer içeriyor. Bioserie organik iPhone aksesuarlarını, ayrıntılı inceleyebilmek için Türkiye dağıtıcısı Elmasepeti Ltd ve elmasepeti.com'dan bilgi alabilirsinzi.

13 Şubat 2010 Cumartesi

Ekolojik Turizm Rehberi ecoturkey.com Yayında


Ecoturkey.com, popüler tatil destinasyonlardan uzak, Türkiye’ye tarihi, kültürel ve ekolojik geziler düzenlemek için, muhteşem doğal güzelliklerini keşfetmek ve yabancı turistlere rehber olmak amacıyla yayına geçti.

Merkezi Londra’da bulunan Ecoturkey, Türkiye’de oldukça yeni bir kavram olan ‘etik turizm’ anlayışını teşvik etmeyi ve bilinçli turistleri Türkiye’ye çekmeyi hedefliyor. Eko turistlerin yeni kılavuzu olması planlanan Ecoturkey.com'un popüler tatil destinasyonlardan uzak, Türkiye’nin zengin tarihini, kültürünü, muhteşem doğal güzelliklerini keşfetmek ve misafirperver halkını tanımak isteyen ‘sorumlu turistler’ için düzenlendiği belirtildi. Ecoturkey.com sitesinin 5 yıllık bir alt yapı çalışması sonrasında ortaya çıktığı vurgulanarak sitede Türkiye ile ilgili genel bilgilerin yanısıra, gezi önerileri, ekolojik ve alternatif tatil paketleri ile konaklama hizmet bilgileri de yer alıyor.


ÇEVRE DOSTU TURİZM SİTESİ


Ecoturkey.com Genel Müdürü Ali Keskin, EcoTurkey’in Türkiye’nin doğal kaynaklarının sürdürülebilirliliğini güvence altına alan, aynı zamanda da yerel halkların ekonomik kalkınmasına ve turizmin getirilerinden eşit olarak faydalanmasına destek olan, ülkenin sosyal ve kültürel bütünlüklerini koruyup gözeten bir yaklaşımı ilke edindiğini söyledi. EcoTurkey’in bu anlamda bir ilki başardığını ve Türkiye’nin tanıtımına büyük katkıda bulunacağını belirten Keskin, şöyle devam etti:"Ecoturkey.com web sitesinde tanıtımı yapılan tüm turların, konaklama hizmetlerinin ve turizm kapsamı altındaki diğer hizmetlerin 'çevre ve kültür değerlerinin devamlılığını garanti altına alan, bölge halkına maddi yarar sağlayan' ilkelere uymasına özen göstereceğiz. Bu açıdan Türkiye’deki turizm işletmecilerini de 'sorumlu turizmcilik' anlayışına uymaya teşvik etmiş olacağız. Yani hem turizmcileri hem de bu hizmetleri kullanacak olan tüketiciyi bilinçlendirmek ve “sürdürülebilir turizmcilik” ilkelerine uymaya teşvik etmek istiyoruz. Bir diğer amacımız ise, Türkiye’ye daha fazla bilinçli turist çekmek. Türkiye olağanüstü güzelliklikleri, tarihi değerleri ve kültürel farklılıklarıyla büyük bir turizm potansiyeli taşıyor. Ancak bu güne kadar bilinçsiz turizmcilik anlayışı ve kısa dönemli hesaplar yüzünden bu potansiyel yeterince kullanılamadı." Ecoturkey.com Genel Müdürü Ali Keskin, "Eko turizmde daha çok gezgin ve daha çok kaşif vardır" dedi.


İLGİDEN MEMNUN


Keskin Ecoturkey.com'a ilgiden memnun olduğunu vurgulayarak, "Bizim benimsediğimiz '1992 Rio Çevre Zirvesi'nde sürdürülebilir bir dünya ve çevre için ortaya konulan kriterleri'ne iş ortaklarımızın da uymasını teşvik ediyoruz... EcoTurkey’de kitle turizmi değil 'Sürdürülebilir Turizm', turist değil ekoturist vardır. 'Ekoturist' dediğimiz ise çevresine, doğaya saygılıdır, kültürü ve insanı keşfeder. Yani Ekoturizmde daha çok gezgin ve daha çok kaşif vardır. İşte bu yüzden ekoturizm, ekoturist ve EcoTurkey!” diye konuştu.


ULUSLARARASI İŞ ORTAKLARI


Keskin, Ecoturkey’in konusunda uluslararası üne sahip Sustainable Travel International ve The International Eco Tourism Society’nin üyesi olduğunu belirterek, birlikte çalıştığı kurumlar ve firmalar arasında Dünyanın saygın çevre koruma kurumu olan Climate Care, İngiltere'nin en tanınmış doğa koruma kuruluşlarından biri olan RSPB, Imaginative Traveller, Gap Adventure ve British Airways bulunduğunu da sözlerine ekledi.


DOĞAYLA İLGİLİ "YOK" YOK


Ecoturkey.com’da başta Doğa ve macera turları, Trekking, dağ ve kaya tırmanışı, kayaking ve rafting, yamaç paraşütçülüğü bisiklet turları, yaban hayatı ve kuş gözlemciliği, kültür turları, mavi yolculuk, aile tatilleri, hafta sonu tatilleri, sağlık ve termal tatilleri, yoga tatilleri, kış tatilleri, lüks tatiller, gönüllü çalışma gibi tatil seçenekleri olmak üzere, butik oteller, oteller, kamplar, ekolojik çiftlikler, mağara otelleri yer alıyor. Türkiye ile ilgili bilgilerin yer aldığı sitede ayrıca, uçak bileti, seyahat sigortası, havaalanı otoparkı, tren ve otobüs bileti, oto kiralama, karbon ofset gibi servisler de bulunuyor.


AYRINTILI BİLGİ İÇİN: http://www.ecoturkey.com/


Geleceğimiz Organik Tarımda

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Gaziantep Şube Başkanı Kenan Seçkin, Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında bulunan illerde, organik tarımın yaygınlaştırılmasının bir zorunluluk olduğunu söyledi. Seçkin, ''yıllar önce herhangi bir kimyasal kullanmadan ürettiğimiz tarımsal ürünlerin doğal oluşu nedeniyle, özellikle tercih edilmesi organik tarım anlayışının belki de ilk adımının bilinmeden de olsa atılmasına neden olmuştur'' dedi.
Özellikle son yıllarda sağlık sorunlarının da artmasına paralel olarak, organik tarımsal ürünlerin öneminin arttığına işaret eden Seçkin, şöyle konuştu:

''Modern teknolojinin hızla ilerlediği günümüzde insanlar, tükettikleri sebze ve meyvelerin eski tadı ve kokusunun olmadığının farkına vardı. Ayrıca, beslenmeye bağlı olarak çok ciddi sağlık sorunları ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu sorunlardan bazılarının hormonlu ve yoğun kimyasal kullanılmış gıdalardan kaynaklandığı anlaşılmış durumda. Bütün bu yaşananlar bizleri organik ürünlerle beslenmeye ve onları tercih etmeye yöneltiyor. Sulu tarımın da yaygınlaşmaya başladığı GAP bölgesinde, organik tarımı geliştirmek için gerekli potansiyelimiz var. Bu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirerek, bölgedeki organik tarımsal üretim artışını gerçekleştirmek zorundayız.

Tarım, günümüz dünyasının en stratejik sektörlerinden. Tarım yapılabilecek toprakların azalması, kullanılabilir su kaynaklarının çeşitli nedenlerle yararlanılamayacak duruma gelmesi, artan nüfusla birlikte değerlendirildiğinde, sürdürülebilir nitelikte, sağlıklı, güvenli, yeterli gıda üretimi ve kaliteli bir yaşam ortamını oluşturmak, önümüzdeki yıllarda üzerinde çalışılması gereken konulardan olacaktır. GAP bölgesi, bu anlamda sürdürülebilir organik tarım ve hayvancılık için ideal bir alandır. Organik tarım sistemleri, tarımsal verimliliği ve toprak verimliliğini artıracağı gibi, doğal kaynakları onarır ve Türkiye'nin kırsal kesimlerinde tarımın gelir üretme ve iş yaratma kapasitesini geliştirir.''

ORGANİK TARIM YENİ PAZARLARA YÖNELTİR

Kenan Seçkin, her geçen gün önemi daha da artan tarım sektöründe, organik üretim yönteminin sağlıklı ve kaliteli ürün talebiyle özel pazarlara yönelik üretim için kullanılan bir yöntem olduğunu ifade etti.
Organik tarımın, konvansiyonel tarım sonucu giderek artan çevre ve sağlık sorunlarının çözümünde de etkin bir alternatif olarak kabul edildiğine işaret eden Seçkin, sözlerini şöyle sürdürdü:
''GAP Bölgesi, henüz kirlenmemiş toprak ve su kaynaklarıyla organik ürün üretimi için potansiyel oluşturmaktadır. Üretilecek ürünlerin ihracata yönelik olarak gerek kurutulmuş halde, gerekse işlenip ambalajlanarak piyasaya arzı, bölgenin tarımsal sanayisinin gelişimine da katkıda bulunacaktır. GAP Bölgesi'nde organik tarım için gerekli olan altyapı bulunmaktadır ve az ölçekli de olsa bitkisel üretimde organik tarıma geçilmiştir. Oysa hayvansal üretimde, organik üretime geçildiği pek de söylenemez. Organik üretim potansiyeli, sulama alanlarının artışına bağlı olarak daha da artacaktır. Ancak bu potansiyel bölgesel ve yeni harekete geçirilmiştir.
Hayvansal ve bitkisel üretimde temel hedef verimliliği artırmaktır. Bu nedenle, organik üretimin ülkemizde ve GAP Bölgesi'nde alternatif bir yöntem olabilmesi için bir geçiş sürecine ihtiyaç vardır.''
Seçkin, her şeyden önce organik tarım ve hayvancılık topraklarının tarım ve hayvancılık açısından korunmasının büyük önem taşıdığını da sözlerine ekledi.

Kaynak:http://www.gaziantephaberler.com/detay.php?id=8444&kategori=1

Organik Ev


Aydın'da saman ve kerpiçten yapılmış evelere geri dönülüyor



Yıllarca kerpiç evlerde yaşanan Anadolu insanı, saman ve kerpiçten yapılmış evlere geri dönüyor.

Türk insanının sıkça kullandığı “Sakla samanı gelir zamanı” Aydın’da gerçek oldu. Aydın’da yaşayan bir hekim köylülerin her yıl yaktığı samanları topladı ve biriktirdi. Çocuk Cerrahı Cezmi Saday, yetiştirdiği organik elma ağaçlarını yabancı otlardan korumak için kullandığı samanları zaman içinde farklı amaçlar için kullanmaya başladı. Topladığı saman balyalarını önce bahçe duvarı sonra da müstakil ev yapımında kullandı. Evini organik tarım yaptığı memleketi Konya’da hayata geçiren Saday, tarım kenti Aydın’ı da saman evle tanıştırmak için kolları sıvadı.
Küresel ısınmaya bir çözüm olarak yapı sektörü tarafından dünya gündemine sunulan ve yurtdışında pek çok üniversitede ekolojik mimarlık kürsüleri altında okutulan saman ev, Türkiye’de ilk kez 2009 yılı Ağustos ayında inşa edildi. İstanbul Beykoz’da 100 metre kare olarak profesyonel bir yapı şirketi tarafından yapılan saman evlerden sonra, yapımı ekim ayında tamamlanan Cezmi Saday’ın saman evi 120 metrekare ile Türkiye’nin en büyük saman evi unvanını almış oldu.
Ömrünü organik tarıma ve kısırlaştırılmış toprakların tekrar tarıma kazandırılmasına adayan Çocuk Cerrahı Saday, sadece on iki günde tamamladığı saman evinde eski ustaların maharetlerini sergilemelerine izin verdi. Kireç ile duvarlarını sıvayan, taş ile zeminini döşeyen, kerpiç ile samanını tutturan Saday, tamamen ekolojik olan evini samanı çok seven farelerden korumak için zeminini tellerle çevirdi. Aralarında hava boşluğu olmadığı için yangına karşı dayanıklı olan saman ev depreme karşı da güvenli olarak biliniyor. Bu evlerin en önemli özelliği ise evin kullanım ömrünün 100 yılı bulması. Saman balyasının yapı malzemesi olarak kullanılması beş kat daha ucuz, on kat daha kolay, yüz kat daha sağlıklı bir ortam oluştururken; izolasyonu ise kendinden oluşuyor. Nalbura gidip tuğla, çimento, demir, boya almaya bile gerek kalmıyor. Her şey yanı başınızda ki tarlada, bahçede. Temel için taş, duvar için balya, harç için çamur, çatı için kereste, badana için kil kullanılıyor. Isı izolasyonunun mükemmelliği sayesinde ısıtma ve soğutma tasarrufu had safhada olan saman evlerin maliyeti ise betonarme bir binanın maliyetinin dörtte biri kadar oluyor.
Saman evine yaklaşık on beş bin lira harcadığını söyleyen Cezmi Saday, bu evin amatörlük eseri olduğunu da vurguluyor. Artık ustalarının ve kendisini bu alanda iyice deneyim kazandığını kaydeden Saday, iki evi sadece beş günde bitirebileceğinin ve daha aza mal edebileceğinin altını çiziyor.
Aydın’da saman ev yapmak için arazi arayışında olan Saday, saman ev yapmak isteyen herkese gerekli her türlü yardımı yapmaya hazır. Olaya memleket meselesi olarak bakan Saday, sağlıklı, ekolojik, ekonomik ve sosyal sistemleri yeniden yaratmanın yollarının bulunması gerektiğinin altını çiziyor. Saday “Tarımda toprağı doğru işlemek bile tıpkı sağlıkta sosyalizasyona, eğitimde güzel Türkçemize sahip çıkmak gibi başlı başına bir vatan meselesidir” diyor.


Hüyük'te Organik Tarım Atağı


Hüyük Belediye Başkanı Nusret Akgümüş, ilçeye bağlı belde ve köylerde organik çilek ve meyve atağının başladığını söyledi.

Akgümüş, İl Özel İdare Tarımsal Kalkınma Şube Müdürü Ömer Erdi, İl Organik Tarım Uzmanı Nuriye Erdi ve İl Genel Meclis Üyesi Turan Peker'in katılımlarıyla, ''Tarımsal Kalkınma ve Organik Meyve ve Sebze Üretimi'' konulu toplantı düzenlendi. Türkiye'nin ve Hüyük'ün en büyük sorunu haline gelen işsizliğin çözüm noktasında üretim yapılması gerektiğini belirtti. ilçeye bağlı belde ve köylerde organik çilek ve meyve atağının başladığını ifade eden Akgümüş, meyve fidelerinin önümüzdeki günlerde dağıtılacağını kaydetti.

10 Şubat 2010 Çarşamba

ÇUKUROVA ZOOTEKNİ DERNEĞİ SERTİFİKALI HAYVANSAL ÜRETİM KURSLARINA DAVET


Ülkemiz hayvancılığına ve özel girişimcilere teknik destek amacıyla ÇUKUROVA ZOOTEKNİ DERNEĞİ tarafından Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü ve Bölgedeki Entegre Hayvancılık Tesisleri ve Yem Fabrikaları ile işbirliği içinde aşağıdaki konu başlıklarında sertifikalı eğitim programları düzenlenecektir.
22 Mart-18 Nisan 2010 tarihleri arasında Adana’da düzenlenecek kurslar konu uzmanı teknik ekip tarafından uygulamalı olarak verilecektir. Katılım ücret karşılığı olup, program başına 600 TL’dir. Katılım bedeli Çukurova Zootekni Derneği’ne bağış olarak alınacaktır. Eğitim programlarında basılı ve görsel kurs materyali desteği de sağlanacaktır. Birden fazla kursa katılacaklar için ücretlendirmede %10 indirim yapılacaktır. Adana dışından katılacak kursiyerlere bedeli karşılığı konaklama imkânı sağlanacaktır. Kurs veya kurslara katılmak isteyenlerin katılım formunu doldurmaları gerekmektedir. Kurs programlarla ilgili detaylı müfredat daha sonra duyurulacaktır.
KURS Konuları ve Kapsamları:
SIĞIR BESİSİ Programı (29 Mart-4 Nisan 2010)
Hayvan Seçimi
Yetiştirme ve Besleme Sistemleri
Sığır Besiciliğinde Yem ve Besleme,
Sığır Besiciliğinde Sağlık ve Sağlık Koruma
Rasyon Hazırlama
SÜT SIĞIRCILIĞI Programı (22-28 Mart 2010)
Buzağı, Dana, Düve Yetiştirme
Süt Sığırı Yetiştiriliciği
Süt Sığırcılığında Yem ve Besleme
Süt Sığırcılığında Sağlık ve Sağlık Koruma
Rasyon Hazırlama
SÜT KEÇİCİLİĞİ Programı (29 Mart-4 Nisan 2010)
Oğlak Yetiştirme
Süt Keçisi Yetiştiriciliği
Süt Keçiciliğinde Yem ve Besleme
Süt Keçiciliğinde Sağlık ve Sağlık Koruma
Rasyon Hazırlama
YEM, YEM TEKNOLOJİSİ VE BİLGİSAYAR DESTEKLİ RASYON HAZIRLAMA Programı (5-11 Nisan 2010)
Yemler ve Yem Teknolojisi
Çiftlik Hayvanlarının Besin Madde Gereksinmelerinin Hesaplanması
Bilgisayar Destekli (doğrusal programlama) Rasyon Hazırlama
Karma Yem
TMR (toplam karışım rasyon)
HAYVANCILIK İŞLETMELERİNİN PROJELENDİRİLMESİ Programı (12-18 Nisan 2010)
Tavukçuluk İşletmeleri
Küçükbaş Hayvancılık İşletmeleri
Büyükbaş Hayvancılık İşletmeleri
Destek ve Teşvikler